HEDEF SAĞLIK BİLİŞİMİ

Sağlık bilişimi‘Sağlık bilişimi’ son yılların en popüler konularından biri. Yıllardır sağlık hizmetlerindeki sorunları gidermek için çalışan uzmanların elini oldukça kuvvetlendirecek yeni bir araç. Sağlık sisteminin en önemli 3 sorunu; maliyetlerinin yüksek olması, buna rağmen hizmet kalitesinin düşük olması ve sağlığa erişimin yetersiz oluşudur. A.B.D.’de 2000’li senelerin başında yapılan bir araştırmada, 98,000 kişinin “önlenebilir” tıbbi hatalardan dolayı öldüğü iddia ediliyor. Dünyanın hemen her yerinde doktor ve hemşire açığı var ve açık seneler ilerledikçe büyüyor. Kağıda dayalı çalışma alışkanlığı hizmeti yavaşlatıyor. İşte bu eksiklikleri gidermek amacıyla, 20. yüzyılın ortalarından itibaren sağlıkta bilişim uygulamalarını nasıl hayata geçirir ve yararlanırız fikri ortaya çıktı. Hastane bilgi sistemleri, basit teletıp projeleri ile başlayan serüven 1990’ların başından itibaren ivme kazandı. Bugün dijital hastaneler, kağıtsız ve filmsiz sağlık kuruluşları, elektronik sağlık kaydı, telesağlık uygulamaları, uzaktan hastalık yönetimi ile hataları azaltmaya, maliyetleri düşürmeye, hizmet kalitesini artırmaya ve hızlandırmaya, hasta memnuniyetini yükseltmeye yönelik bir şekilde sağlık sistemine hizmet veriyor.

ORTALAMA YAŞAM SÜRESİ UZUYOR

Sağlıkta hizmet sunumunun köklü bir değişimden geçtiğini görüyoruz. Geçmişten geleceğe baktığımızda yalnızca yaşam süresinin bile iki katına çıkacağının tahmini yapılıyor. 1950’lerde 50 sene civarı olan ortalama yaşam süresi, bugünlerde gelişmiş ülkelerde 80, gelişmekte olan ülkelerde 70 seneye çıkmış durumda.  Bilim adamları, 2030 senesinde doğanların 100 yaşına kadar yaşamasının rutin olacağını söylüyor. Sağlık alanındaki gelişmeler, son senelerde gen teknolojilerindeki sıçramalar, nano teknoloji, kansız ameliyat teknikleri ve teknolojinin her alanındaki ilerlemeler, daha kaliteli ve uzun bir yaşamın önünü açmakla kalmıyor, uzayan yaşam, yaşlılık süresini ve yaşlı nüfusunu da artırıyor. Genel tanım olarak tüm dünyada 65 yaş üstü nesil yaşlı olarak adlandırılıyor. Gerontologlara göre nüfusunun % 14’ünden fazlası 65 yaş üstü bireylerden oluşan toplumlar, yaşlı ülkeler olarak adlandırılıyor. Dünya genelinde, nüfus artış oranının düşmesi ile dünya yaşlı nüfusu sayısı sürekli artmaktadır. 2020’de yaşlı nüfusunun 1 milyara, dünya nüfusunun 7,5 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Bütün bu bilgiler ışığında kesin olan gerçeklik, sağlığın kişiselleşmesidir. Hastane ve doktor odaklı bir sağlık anlayışının birey odaklı hale gelmesini, bireylerin de kendi sağlıkları üzerinde söz hakkı ve sorumluluk almalarını betimliyor; “Sağlığın kişiselleşmesi”. Kişisel sağlık uygulamalarında mobilite ve uzaktan hasta takibi işin içine dahil oluyor. İşin içine yoğun şekilde bilişim giriyor. Kronik hastalık yönetimi, bağımsız yaşama ve iyilik halinin sürdürülmesine yönelik olan tüm uygulamalar bu kapsama giriyor. Kronik hastaları evde ve hatta iş yerlerinde kontrol altında tutarak hem yaşam kalitelerini artırmak, hem de işgücü kayıplarını azaltmak önem taşıyor. 65 yaş üstü, belli motor fonksiyonlarını yitirmiş yaşlıların ve engellilerin yaşam kalitelerini ve bağımsızlıklarını korumalarına yönelik olarak; bilişim ve iletişim teknolojileri, biyosensörler, erken uyarı sistemleri ve her türlü iletişim aracı (cep telefonları, TV, vs…) için geliştirilmiş uygulamalar kişisel sağlıkta yaygın olarak kullanılacaktır.

‘HASTAHANE’DEN ‘SAĞLIKHANE’YE

Sağlık bilişiminin gelişmesi elbette hastaneleri de değiştirip dönüştürecek. Günümüz yaşam biçimi, bilişim ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişimine paralel olarak artık pek de farkına varmadığımız sürekli ve önlenemez bir değişim içinde… İnternet, bilgiye erişimde ve iletişimde sınırları kaldırdı… İnsanlar, her konuda olduğu gibi kolayca ulaştıkları muazzam bilgi kaynağı sayesinde sağlıkları ve hastalıkları ile ilgili bilgileniyorlar, bilinçleniyorlar. Bu da hizmete ve kaliteye karşı talebi artırıyor. ‘Birey’ odaklı bir sağlık sistemine yöneliş var. Sistem; ‘hastayı’ ve ‘sağlıklı kişiyi’, ‘tüketici’ olarak görmeye başladı. Bu durum hem özel sektörün güçlenmesi ve rekabetin ortaya çıkması, hem de bireyin kendi sağlığı üzerinde sorumluluk alması ve daha kaliteli, daha hızlı ve daha hatasız bir hizmet için talepkar hale gelmesi neticesinde oluşan bir durum. Bireyin sağlık bilincinin artması, talepkar olması ve sağlık harcamalarının önlenemez yükselişi, devletleri ve kurumları yaklaşık 100 senedir tartışılan ‘koruyucu tıp’ anlayışına yönlendirmektedir. Bu durum gelecekte ‘hastahane’ yerine ‘sağlıkhane’ konseptinin yerleşmesine vesile olacaktır.

Bir diğer değişim ise, sağlık sistemine hizmet sunucu olarak yeni oyuncuların girecek olması. Yakın gelecekte; sağlık sigorta şirketlerini, GSM operatörlerini, mobil sağlık kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini, çağrı merkezlerini sağlığa hizmet verirken izleyeceğiz. Dolayısıyla, teknoloji hayatımızın her alanında olduğu gibi sağlığımızı kontrol altında tutmakta da etkin rol oynayacak. Bilişim teknolojileri çok hızlı bir şekilde gelişiyor. İnanılmaz hızlı geniş bant teknolojileri; yer, zaman ve sınır tanımaksızın sesi ve veriyi iletebilmemizi sağlıyor. Bilgisayarlar ve akıllı telefonlardaki gelişim bundan 4-5 sene evvel hayal bile edemeyeceğimiz özellikleri barındırıyor. İşlemcilerin küçülmesi, cepte taşınabilecek, evden, iş yerinden ve seyahatten tıbbi veri gönderebilmemizi sağlayacak ev tipi medikal cihazların yapılmasına olanak sağladı. Bu cihazlar sayesinde hastalıkları uzaktan takip edebiliyor ve kontrol altında tutabiliyoruz.

HASTANELERDE MOBİLİTE ZAMANI

Bilişim teknolojilerindeki tüm gelişmeler hastanelerde mobilite kavramını da ortaya çıkartı.Mobilite; hasta ile ilgili verilerin ve talimatların hasta başında sisteme girilmesini, hasta ile ilgili bilgilerin – laboratuar sonuçları, radyolojik görüntüler, günlük tıbbi ölçümler – hasta başında görülebilmesini, her şeyin anında kayıt altına alınabilmesini sağlıyor. Bu sayede, tıbbi hatalarda azalma, bilgi girişini ve görüntülenmesini anlık sağladığı için iş süreçlerinde hızlanma, iş yükünde azalma, bu sayede de çalışan memnuniyetinde artma gözleniyor. İlk başta doktor ve hemşireler açısından kullanımında zorluklar ve yavaşlama hissedilse de, mobil platformların kullanımına alışıldığında, bilgi trafiğine ciddi katkıları ve pratik faydaları gözlenmektedir. Doktor, hemşire ve hastane çalışanına mobil platformları kullandırabilmenin yolu, mobil platformlarda kullanılan yazılımın çok kolay kullanımlı ve grafik ağırlıklı olması, el yazısı tanıma ve dokunmatik ekrana uygun ara yüzlerle donatılmış olmasıdır. Mobil teknolojilerin kullanımıyla bakımın kalitesi artacak, etkili bilgiye dayalı karar verme süreci işleyecek, bilginin tümüne hakim olmak daha isabetli klinik kararlar almayı sağlarken, tıbbi hata ihtimali ve oranlarını düşürecektir.

Tüm bu gelişim tahminlerinin ışığında geleceğin hasta profili de değişecek. Geleceğin hastası teknolojinin gelişimiyle paralel olarak, kendi hastalığı hakkında bilgi toplayan, doktorunu ve hastanesini bilgiye dayalı seçen, gerektiğinde uzaktan, yaşam kalitesini azaltmadan, işgücü kaybı yaşamadan sağlık hizmeti alan, kendisine ve sağlığına daha çok zaman ayıran biri olacaktır. Bu konseptin yaygınlaşması, bir taraftan sağlıkla ilgili maliyetleri azaltırken, diğer taraftan sağlığa erişimi artıracaktır. Bu tür uygulamaların başka bir yararı ise sağlık sigortası sektöründe yaşanacaktır. Günümüzde 60 yaş üstü kitleye sağlık sigortası yapılmazken, uzaktan kontrol edilen, risk faktörleri düşürülmüş, kendi sağlığından sorumlu bireylerin artması ile hem sigorta şirketleri poliçe sunabilecekler, hem de bugün sigorta kapsamına girmeyen geniş bir kitle bu imkândan yararlanabilecektir.

Bu yazı Dijital Hastane, Kişisel Sağlık, Yayınlanmış Yazılar kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>